Üzücü ki,yaygın olan görüş,deist olan her bireyin bir süre sonra ateist olacağıdır.
Tanrıtanımaz olmak için,öncelikle bilimi inkar etmek gerekir,çünkü hem evren hem canlılar,bir süre sonra sizi tanrıya götürür.
Dinsiz bir tanrı olmaz savı,tanrıya hakarettir deizmde.Deistin dini aklı ve vicdanıdır.
Bu yüzden şunu rahatlıkla söyleyebiliriz,her ateistin son durağı Deizm,olabilir. . Ama tanrıya hayran bir deistin tanrıyı inkar etmesi kadar komik bir durum olamaz.
Deist olan her insan,bir ateist adayımıdır ?

ADMİN- ADMINISTRATOR

Mesaj Sayısı: 243
Kayıt tarihi: 02/11/08

ozgee- Yeni Üye

Mesaj Sayısı: 8
Yaş: 18
Kayıt tarihi: 20/11/08
maymundan geldigime inanmadigim icin deistim zaten 

ADMİN- ADMINISTRATOR

Mesaj Sayısı: 243
Kayıt tarihi: 02/11/08
ilk varoluş gerçekten bir muamma,
ancak adem ile havvanın hiç durmaksızın sevişerek bizleri var ettiği ne kadar mantıksızsa
Tanrı kontrolünde gerçekleşecebilecek bir evrim de o kadar mantıklıdır.
Evrim yabana atılacak bir kavram değildir aslında. .ve evrime sadece, maymundan mı geldik biz nidasında yaklaşmak çok acımasızdır.
ancak adem ile havvanın hiç durmaksızın sevişerek bizleri var ettiği ne kadar mantıksızsa
Tanrı kontrolünde gerçekleşecebilecek bir evrim de o kadar mantıklıdır.
Evrim yabana atılacak bir kavram değildir aslında. .ve evrime sadece, maymundan mı geldik biz nidasında yaklaşmak çok acımasızdır.

Karma- Katılımcı Üye

Mesaj Sayısı: 72
Kayıt tarihi: 02/07/09
Ben evrime inanıyorum. Bilime inanıyorum. Allah'a inanıyorum.
Ama dinlere inanmıyorum.
Hele kitaplarda yazılan saçmalıklardan ileri ki zamanlarda bahsedeceğim
Ama dinlere inanmıyorum.
Hele kitaplarda yazılan saçmalıklardan ileri ki zamanlarda bahsedeceğim
_________________
Her insanın Tanrısı, kendi aklı kadardır.
Bazıları görünenin arkasındaki gerçeğe uzanır gözleri. Bazıları ise burnunun ucundan ötesini göremez.
Her insanın sevgisi kalbi kadardır.
Bazısının sevgisi, sevdiğini durdurur, soldurur ve hatta öldürebilir de ( Buna ne kadar sevgi denirse? )
Bazısının sevgisi de güldürür, oldurur ve çoğaltır. Ne kadar da zordur bunu başarmak!
R.Şanal

ADMİN- ADMINISTRATOR

Mesaj Sayısı: 243
Kayıt tarihi: 02/11/08
Evrim her aklı başında insanın rahatlıkla kabul edebileceği,anlayabileceği müthiş bir
bilimsel farkındalılıktır.Evrime inanmamak bağnazlığın,körlüğün,cahilliğin daniskasıdır.
Bu yüzden evrimi iyi anlamak ve analiz etmek,nereden geldiğini merak eden her insanın
vazifesidir.
bilimsel farkındalılıktır.Evrime inanmamak bağnazlığın,körlüğün,cahilliğin daniskasıdır.
Bu yüzden evrimi iyi anlamak ve analiz etmek,nereden geldiğini merak eden her insanın
vazifesidir.

SatanicMajesty- Yeni Üye

Mesaj Sayısı: 29
Yaş: 18
Nerden: Earth
Kayıt tarihi: 02/07/09
Evrimede inanıyorum bilimin sunduğu ve mantığımla kabul ettiğim teorilerede ben rasyonalist sayılırım ama aynı zamanda empristimde karışık orası biraz neyse deistim benim tanrımın amacı okadar basit değil ayrıca onun tek olduğunuda düşünmüyorum bunu açtığım topicteki düşüncemi okursanız katılabilirsiniz.Şimdi ben bir veya birden fazla yaratan olduğuna inanıyorum bunun dinlerdei tanrı tasvirleriyle alakası yok.Ama aynı zamanda bilimide kabul ediyorum çünkü eğer herşeyin sebebi oysa bilimin sebebide odur ve insanların sebebide odur yani hiçbirşekilde %100 tanrının varlığını kanıtlayamaz veya yok sayamayız çünkü bunu başaracak kadar zeki dğeiliz eğer tanrı bunu yapabileceğimiz kadar basit olsaydı bile bizde o derece basit ve aptal olduğumuzdan yine yapamazdık.Oyüzden ben ateist veya inanan olmam çünkü ikiside tamamen reddeder veya tamamen inanır ama olasılıkları reddetmek en büyük aptallıktır çünkü ne olabilecğeini bilmiyoruz.Aslında iki tarafında elinde koca bir sıfır var ama onu görmezden geliyorlar deizm aslında onların ortada buluşması gibi ama deizm 0 ı görüp değiştirmeye çalışanların işidir yani deizm bir felsefedir ve her deist tavşanın derisinde yaşamayı bırakıp tüğlerine çıkıp tavşanı şapkadan çıkartan sihirbazı görmeye çalışmalıdır.Buyüzden biz farklıyız en azından kendimi öyle hissediyorum.
_________________
Olasılıkları reddeden insan ; aç olmasına rağmen elindeki tavşanı yemeyip ceylan avına çıkan kaplan gibidir ve sonunda yorgunluktan kendini öldürür.(Söz bendenize aittir.)


legenda- Katılımcı Üye

Mesaj Sayısı: 31
Yaş: 15
Nerden: İstanbul
Kayıt tarihi: 10/07/09
benim anlamadığım bir şey var: ilk canlı dna denen kararlı yapının oluşmasıyla çıktı. sonra şartlara göre evrim geçirildi. ama anlamadığım şey cinsiyetler nasıl oluştu? nasıl her hayvanda cinsiyet oluştu?

sorgulayanbeyin- Yeni Üye

Mesaj Sayısı: 6
Kayıt tarihi: 01/02/09
selam
kâinatın yapı taşı olarak bilinen atom ve hayat binasının ana maddesi olarak kabul edilen hücre. Atom, bunca küçüklüğüne rağmen büyük bir mûcize; Hücre, bunca görülmezliğine rağmen bir başka mucize. Şüphesiz bu kâinat, her dilden okunan, her vesile ile anlaşılan apaçık bir gerçekler kitabıdır. Evrenin herhangi bir noktasına dikkatlice bakmak, tanrıya ve sonraki yaşama, yani âhirete inanmak için yeterlidir.
Tanrı'nın kâinat için koyduğu bazı kanunlar vardır.Bu tabiat için koyduğu kanunlarından biri "ceza=karşılık kanunu"dur. Yapılan hiçbir hareket karşılıksız değildir. Ateş yakar, ekilen tohum biter, olgunlaşan meyve yere düşer... Yani kâinatta neyi düşünsek, nereye göz atsak, Tanrı,nın koymuş olduğu bu "karşılık kanunu"nu görürüz. Atasözlerinde de "eden bulur", "eşen düşer", "ne ekersen onu biçersin" gibi ifadeler, karşılık kanunu için örneklerdir.
Karşılık kanunu, en büyük adâlettir. Çünkü insan, daha önceden bildiği esaslara uyup uymamanın neye mal olduğunu bilmekte, seçimini hür irâdesiyle ona göre yapma imkânına sahip olmaktadır. Bu tanrı kanununa göre, herkes yaptıklarının karşılığını görecek, . Bu da insanın, bahane bulma duygusunu yok edecek; "kendim ettim, kendim buldum" şeklinde bir neticeye varmasına yol açacaktır. Kâinatta her şeyin bir karşılığı olduğu gibi, yapılan hiçbir kötülük, kimsenin yanına kâr kalmayacaktır. Hal böyle iken, bütün karşılıkların görülebilmesi için, dünya hayatı elbette kâfi değildir. O zaman şöyle bir durumla karşı karşıya kalırız: Bir tarafta karşılık kanunu, diğer tarafta dünya hayatının buna kâfi gelmeyişi. Burada, “insanın sonraki yaşam için kendi yapısını oluşturması” söz konusudur. Bu açıdan bakıldığında "karşılık kanunu", sonraki yaşama inanmanın zarûretini de ortaya koyar. Yani her şeyin bir karşılığı olacağına göre, dünya hayatının da bu karşılıklar için kâfi gelmediğine göre, mutlaka bir karşılık zamanı olmalıdır.
Dünya, sonraki yaşamın habercisi, sonraki yaşam dünyanın izdüşümüdür. İnsan adlı bu ölümsüz yolcu, birinden diğerine intikal ederek sürdürür sonsuz yolculuğunu. Çünkü ölüm, bir başka hayatın geçişidir.
Sonraki yaşam, seçme hürriyetinin, irâde ve şuurun doğal sonucudur. İnsanın seçiminin Tanrı tarafından kaale alındığının, değerlendirildiğinin bir delilidir.
Sonraki yaşama inanma, ölüm korkusunun insanda bir kâbusa ve kronik bir illete dönüşmesini engeller. Ölümden sonra bir hayatın olduğuna inanan, kendisini koyvermez. Onun için, ölüm bir bitiş değil; bir intikaldir. Bu nedenle Sonraki yaşama inanan olgun insan, hayatta bir kez ölür, inanmayan ise her ölümü hatırlayışta ölür. Bir de biz erdemli insanların ölümü güler yüzle karşıladıklarını, onunla sık sık selâmlaştıklarını düşünelim.
Sonraki yaşam bize ölümü sık sık düşündürür ve bizi oraya hazırlar.Bu bilinç, bize sadece sonraki yaşam azığı değil; dünyada kaybettiğimiz izzeti, insanlık onurumuzu da kazandıracak ve ölüm korkusunu yenen, ölümle sevdalanan bir seviyeye çıkaracaktır. Ancak bu sayede haklarımızı söke söke almak için dileniş değil direniş gerektiğini öğrenir ve yapımıza yerleştirilenin şahidleri olarak şerefli bir hayat süreriz.
İnsanların çokça hatırlaması gereken ölüm, her canlının kendisine erişeceği bir hâdisedir.
Ölüm, kendi yolunda sapmadan ve durmaksızın ilerler. Ne geride bıraktıklarına, ne de ıstırap çekenlerin feryadına bakar. Korkanların korkusu, sevenlerin de sevgisi bunu önleyemez. dünya, sonraki yaşamın tarlasıdır. Dünya hayatını ıslah etmek, ondan her tür kötülüğü ve bozgunculuğu kaldırmak, bütün insanlar için iyilik ve adâleti gerçekleştirmek gibi işlerde sarf edilen emek ve uğraşıların hepsi, sonraki yaşamın sermâyesidir. Böyle bir inançla çalışan ve gönülden sonraki yaşama inananların yeryüzünü ihmal etmeleri, azgınlıklara ve bozgunculuklara göz yumarak dünyayı terk etmeleri mümkün olabilir mi? İnsanın yaratılışındaki hayret verici durumlar, organlarının yapısındaki çeşitli özellikler, onun tekrar diriltilmesinden çok daha önemli ve dikkat çekicidir. Tanrı,nın sanat ve kudretindeki bu incelikleri, düzenlemeleri bilip görenler, öldükten sonra dirilmeyi artık nasıl inkâr edebilirler?
kâinatın yapı taşı olarak bilinen atom ve hayat binasının ana maddesi olarak kabul edilen hücre. Atom, bunca küçüklüğüne rağmen büyük bir mûcize; Hücre, bunca görülmezliğine rağmen bir başka mucize. Şüphesiz bu kâinat, her dilden okunan, her vesile ile anlaşılan apaçık bir gerçekler kitabıdır. Evrenin herhangi bir noktasına dikkatlice bakmak, tanrıya ve sonraki yaşama, yani âhirete inanmak için yeterlidir.
Tanrı'nın kâinat için koyduğu bazı kanunlar vardır.Bu tabiat için koyduğu kanunlarından biri "ceza=karşılık kanunu"dur. Yapılan hiçbir hareket karşılıksız değildir. Ateş yakar, ekilen tohum biter, olgunlaşan meyve yere düşer... Yani kâinatta neyi düşünsek, nereye göz atsak, Tanrı,nın koymuş olduğu bu "karşılık kanunu"nu görürüz. Atasözlerinde de "eden bulur", "eşen düşer", "ne ekersen onu biçersin" gibi ifadeler, karşılık kanunu için örneklerdir.
Karşılık kanunu, en büyük adâlettir. Çünkü insan, daha önceden bildiği esaslara uyup uymamanın neye mal olduğunu bilmekte, seçimini hür irâdesiyle ona göre yapma imkânına sahip olmaktadır. Bu tanrı kanununa göre, herkes yaptıklarının karşılığını görecek, . Bu da insanın, bahane bulma duygusunu yok edecek; "kendim ettim, kendim buldum" şeklinde bir neticeye varmasına yol açacaktır. Kâinatta her şeyin bir karşılığı olduğu gibi, yapılan hiçbir kötülük, kimsenin yanına kâr kalmayacaktır. Hal böyle iken, bütün karşılıkların görülebilmesi için, dünya hayatı elbette kâfi değildir. O zaman şöyle bir durumla karşı karşıya kalırız: Bir tarafta karşılık kanunu, diğer tarafta dünya hayatının buna kâfi gelmeyişi. Burada, “insanın sonraki yaşam için kendi yapısını oluşturması” söz konusudur. Bu açıdan bakıldığında "karşılık kanunu", sonraki yaşama inanmanın zarûretini de ortaya koyar. Yani her şeyin bir karşılığı olacağına göre, dünya hayatının da bu karşılıklar için kâfi gelmediğine göre, mutlaka bir karşılık zamanı olmalıdır.
Dünya, sonraki yaşamın habercisi, sonraki yaşam dünyanın izdüşümüdür. İnsan adlı bu ölümsüz yolcu, birinden diğerine intikal ederek sürdürür sonsuz yolculuğunu. Çünkü ölüm, bir başka hayatın geçişidir.
Sonraki yaşam, seçme hürriyetinin, irâde ve şuurun doğal sonucudur. İnsanın seçiminin Tanrı tarafından kaale alındığının, değerlendirildiğinin bir delilidir.
Sonraki yaşama inanma, ölüm korkusunun insanda bir kâbusa ve kronik bir illete dönüşmesini engeller. Ölümden sonra bir hayatın olduğuna inanan, kendisini koyvermez. Onun için, ölüm bir bitiş değil; bir intikaldir. Bu nedenle Sonraki yaşama inanan olgun insan, hayatta bir kez ölür, inanmayan ise her ölümü hatırlayışta ölür. Bir de biz erdemli insanların ölümü güler yüzle karşıladıklarını, onunla sık sık selâmlaştıklarını düşünelim.
Sonraki yaşam bize ölümü sık sık düşündürür ve bizi oraya hazırlar.Bu bilinç, bize sadece sonraki yaşam azığı değil; dünyada kaybettiğimiz izzeti, insanlık onurumuzu da kazandıracak ve ölüm korkusunu yenen, ölümle sevdalanan bir seviyeye çıkaracaktır. Ancak bu sayede haklarımızı söke söke almak için dileniş değil direniş gerektiğini öğrenir ve yapımıza yerleştirilenin şahidleri olarak şerefli bir hayat süreriz.
İnsanların çokça hatırlaması gereken ölüm, her canlının kendisine erişeceği bir hâdisedir.
Ölüm, kendi yolunda sapmadan ve durmaksızın ilerler. Ne geride bıraktıklarına, ne de ıstırap çekenlerin feryadına bakar. Korkanların korkusu, sevenlerin de sevgisi bunu önleyemez. dünya, sonraki yaşamın tarlasıdır. Dünya hayatını ıslah etmek, ondan her tür kötülüğü ve bozgunculuğu kaldırmak, bütün insanlar için iyilik ve adâleti gerçekleştirmek gibi işlerde sarf edilen emek ve uğraşıların hepsi, sonraki yaşamın sermâyesidir. Böyle bir inançla çalışan ve gönülden sonraki yaşama inananların yeryüzünü ihmal etmeleri, azgınlıklara ve bozgunculuklara göz yumarak dünyayı terk etmeleri mümkün olabilir mi? İnsanın yaratılışındaki hayret verici durumlar, organlarının yapısındaki çeşitli özellikler, onun tekrar diriltilmesinden çok daha önemli ve dikkat çekicidir. Tanrı,nın sanat ve kudretindeki bu incelikleri, düzenlemeleri bilip görenler, öldükten sonra dirilmeyi artık nasıl inkâr edebilirler?

legenda- Katılımcı Üye

Mesaj Sayısı: 31
Yaş: 15
Nerden: İstanbul
Kayıt tarihi: 10/07/09
Ben bir teisttim. Ölümden sonraki yaşama karşı değilim, ama teizmdeki "Karşılıklılık Kanunu" beni düşünmeye ve deizme götürdü:
Hayatında insanlığa çok büyük bir katkı yapmış ve her zaman iyilik yapmış bir ateist var. Ve hergün içki içen, eşini döven bir teist var. Öldükten sonra Tanrı, kendine inanmadığı için, ateisti sonsuza kadar cehenneme atıyor. Teisti ise günahlarının cezasını çekene kadar cehenneme atıyor ve günahlarının cezası bittikten sonra bu eşini döven, ayyaş teisti cennete gönderiyor.
Teistlerin Tanrı'sı bu kadar sadizm ve egoizme mi kapılmış?
Hayatında insanlığa çok büyük bir katkı yapmış ve her zaman iyilik yapmış bir ateist var. Ve hergün içki içen, eşini döven bir teist var. Öldükten sonra Tanrı, kendine inanmadığı için, ateisti sonsuza kadar cehenneme atıyor. Teisti ise günahlarının cezasını çekene kadar cehenneme atıyor ve günahlarının cezası bittikten sonra bu eşini döven, ayyaş teisti cennete gönderiyor.
Teistlerin Tanrı'sı bu kadar sadizm ve egoizme mi kapılmış?

Karma- Katılımcı Üye

Mesaj Sayısı: 72
Kayıt tarihi: 02/07/09
legenda demiş ki:Ben bir teisttim. Ölümden sonraki yaşama karşı değilim, ama teizmdeki "Karşılıklılık Kanunu" beni düşünmeye ve deizme götürdü:
Hayatında insanlığa çok büyük bir katkı yapmış ve her zaman iyilik yapmış bir ateist var. Ve hergün içki içen, eşini döven bir teist var. Öldükten sonra Tanrı, kendine inanmadığı için, ateisti sonsuza kadar cehenneme atıyor. Teisti ise günahlarının cezasını çekene kadar cehenneme atıyor ve günahlarının cezası bittikten sonra bu eşini döven, ayyaş teisti cennete gönderiyor.
Teistlerin Tanrı'sı bu kadar sadizm ve egoizme mi kapılmış?
Bu yüzden deistim. Aklımın almadığı şeyler var.
Şuan doğru yolda olduğuma inanıyorum
_________________
Her insanın Tanrısı, kendi aklı kadardır.
Bazıları görünenin arkasındaki gerçeğe uzanır gözleri. Bazıları ise burnunun ucundan ötesini göremez.
Her insanın sevgisi kalbi kadardır.
Bazısının sevgisi, sevdiğini durdurur, soldurur ve hatta öldürebilir de ( Buna ne kadar sevgi denirse? )
Bazısının sevgisi de güldürür, oldurur ve çoğaltır. Ne kadar da zordur bunu başarmak!
R.Şanal


